Over Kanseri

Son Güncellenme Tarihi: 17.11.2015

Doç Dr Burak Civelek

OVER KANSERİ

Epitelyal over kanseri kadınlarda dünya genelinde 5. en sık görülen kanserdir. Pelvik bölgeden kaynaklanan maligniteler içinde en sık ölüm sebebidir. Her yıl Amerikada 22.000 yeni over kanseri tanı almakta ve her yıl 14.000 ölüm görülmektedir. Türkiye kanser istatistiklerine göre Türkiyede kadınlarda 7. Sıklıkta görülmektedir. Tüm kanserlerin %3,9unu oluşturmaktadır.

Morfolojik ve biyolojik olarak birbirinden farklı bir grup hastalıktan oluşur. Epitelyal tümörlerin histopatolojik, immunhistokimyasal ve molekuler genetik analizlerine göre 5 farklı tipi tanımlanmıştır. Bunlar tüm over tümörlerinin %98ini oluşturur (Tablo 1). Değişik tiplerin tedavi cevabı ve agresifliği değişiklik gösterir. Diğer nadir görülen over kanseri tipleri germ hücreli tümörler ve sex kord stromal tümörlerdir.

Tablo 1. Epitelyal over kanseri subtipleri

Tip

Yorum

Yüksek grade seröz karsinom

  • En sık tip
  • Çoğunluğu fallop tüpünden orijin alır
  • BRCA mutasyonu görülebilir
  • Agresif tümörler

Berrak hücreli karsinom

  • Sıklıkla endometriozisle beraber
  • Genelde erken evrelerde tespit

Endometrial karsinom

  • Erken evre ve düşük gradeli tümörler

Mucinous karsinom

  • Erken evrelerde tespit edilir
  • Kemoterapiye cevap az
  • Her 2 onkogen ile ilişkili

Düşük grade seröz karsinom

  • En az görülen

Bilinen en önemli klinik risk faktörü (infertilite) ve protektif faktör (oral kontraseptif kullanımı) over kanseri gelişiminde ovulasyon etkisini ( tekrarlayıcı DNA hasarı, inflamasyon ve epitelyal yuzeyin tamiri ) savunan hipotezi desteklemektedir.

BRCA 1 ve 2 mutasyonları: BRCA 1 ve BRCA 2 mutasyonu taşıyıcılarında over kanserinin sıklığı artmıştır. Bu mutasyon over kanseri vakalarının küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Bu mutasyon taşıyıcılarında 70 yaşında over kanseri riski %40-59lara çıkmaktadır. BRCA 1 ve 2 bilindiği üzere DNA tamir mekanizmasında rol almaktadır potent karsinogenlere maruziyeti olan BRCA mutasyonu taşıyan bireyler oluşan hasarı düzeltemediği için kanser riski artmaktadır.

Bu genetik mutasyonlara sahip kişilerde over kanser riski gelişimi artmış olsa da bu mutasyonlara sahip olmayan kişilere oranla daha iyi prognoza sahiptir. Bunun muhtemel sebebi ise mevcut DNA onarım mekanizmasındaki bozukluğun platin içeren kemoterapi ile oluşan hasarı tamir edememesinden kaynaklanmasıdır.

Yirmi sekiz merkezden 988 kadın da yapılan kanser gelişme riskinin analiz edildiği prospektif EMBRACE çalışmasında BRCA 1 taşıyıcılarında kümülatif risk %59 (95% CI: 43% - 76%) ve BRCA2 taşıyıcılarında %16.5 (95% CI: 7.5% - 34%) olarak bulunmuştur. BRCA taşıyıcılarında yapılan retorspektif çalışmalarda bilateral salpingo-ooferektominin hayat boyu ovarian kanser gelişme riskini %80 azalttığı gösterilmiştir. Yapılan ooferektomi ile meme kanseri riskinin de azaldığı gösterilmiştir.

Tarama: Over kanserlerinin %70-80i ileri evrelerde başvurmaktadır. Meme ve serviks kanserlerinde ki başarılı tarama testleri sonrasında over kanseri taraması ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. Fakat bugüne kadar CA-125 taraması ve vaginal usg kullanılarak yapılan çalışmalarda herhangi bir olumlu sonuç tespit edilememiştir.

Semptomlar: Over kanseri “sessiz hastalık olarak adlandırılırdı, çünkü hastalarda bulunan pelvik basınç hissi, abdominal distansiyon, ve bulantı gibi semptomların sadece ileri evrelerde büyük volümlü tümör ve asit varlığında görüldüğü düşünülürdü. Aslında yapılan retrospektif analizlerde bu semptomların erken evrelerdeki hastalarda da görüldüğü gösterilmiştir. Asıl problem bu semptomların nonspesifik olması ve kanser dışı kolit irritabıl barsak hastalığı gibi birçok gastrointestinal hastalıkda da görülmesinde kaynaklanmaktadır.

NCCN over kanseri olgularını klinik başvuru şikâyetlerine göre 3 gruba ayırır.

1. Abdominal muayene veya yapılan tetkiklerde saptanan şüpheli veya palpable pelvik kitle, asit, abdominal distansiyon

2. Şişkinlik, karın ağrısı, erken doygunluk, yeme zorluğu, üriner semptomlar

3. Kitle ve semptom ile başvuru

İleri evre over tümörlerinin erken tespitinin survey üzerine etkisi olup olmadığı bilinmemektedir. Fakat erken tedavi ile yaşam kalitesi ve malignite ilişkili semptomlarda belirgin düzelme görülür.

Evreleme: Hastaların çoğunluğu ileri evrelerde başvursa da küçük fakat önemli bir kısım hasta erken evrelerde başvurmaktadır. Bu hastalardan çok az bir kısmı total abdominal histerektomi, bilateral salfingo-ooferektomi, omentektomi, lenf nodu örneklemesi ile abdominal kavitenin incelendiği optimal evreleme cerrahisi sonrası bir overde sınırlı olduğu tespit edilebilir. Grade 1-2 olan ve evre 1 olan epitelyal over tümörlerinde kemoterapi almadan uzun süreli hastalıksız sağ kalımlar %90 üstündedir. Bu hasta grubunda optimal cerrahi uygulanarak kür yapılabilecek hasta grubunu belirlemek cok önemli olduğu gibi peritoneal kavitedeki mikroskopik hastalığı tespit ederek tedavi alması gereken grubun tespiti ve kemoterapi uygulanması da çok önemlidir. Yeni International Federation of Gynecologists and Obstetricians (FIGO) evreleme guidelineı Ocak 2014 de yayınlanmıştır (tablo 2). Genel evreleme değişmemiş fakat alt evreler tanımlanmıştır. FIGO guidelineı histolojik alt tiplerin evrelemede belirtilmesini ve bunun çok önemli bir prognostik parametre olduğunu vurgulamıştır.

Tablo 2. 2014 FIGO Over Kanseri Evrelemesi

Evre I

Tumor over veya fallop tüplere sınırlı

· IA: Tumor bir overde sınırlı, kapsul sağlam, yuzeyde tümör yok, yıkama negatif

  • IB: Tumor her iki overde kapsul sağlam yüzeyde tümör yok, yıkama negatif
  • IC: Tumor overde sınırlı iken
  • IC1: cerrahi sırasında dökülme
  • IC2: cerrahi öncesi kapsül yırtılmış veya over yüzeyinde tümör
  • IC3: asit veya yıkama sıvısında malign hücre

evre II

Bir veya her iki overde veya fallop tüp tutulumu ile birlikte pelvik yayılım (pelvik brim altında) veya primer peritoneal kanser

  • IIA: uterusa yayılım veya implant
  • IIB: diğer pelvik yapılara uzanım

evre III

Bir veya her iki over veya fallop tüpünde tümör veya primer peritoneal tümör ile birlikte, pelvis dışı peritonda veya retoperitoneal lenf nodlarında histolojik konfirme edilmiş tümör.

· IIIA: Pozitif retroperitoneal lenf nodu ve/veya pelvis dışında mikroskopik metastaz

  • IIIA1: sadece retroperitoneal lenf nodu pozitifliği
  • IIIA1i: Metastaz ≤ 10 mm
  • IIIA1ii: Metastaz > 10 mm

· IIIB: Makroskopik pelvis dışı <2 cm peritoneal metastaz, ± pozitif retroperitoneal lenf nodu dalak/karaciğer kapsulune invazyon

· IIIC: Makroskopik, ekstrapelvik, >2cm peritoneal metastaz ± pozitif retroperitoneal lenf nodu lymph nodes. dalak/karaciğer kapsulune invazyon

evre IV

Periton hariç uzak metastaz

  • IVA: pozitif sitolojili plevral efüzyon

· IVB: karaciğer veya dalak parankim metastazı, ve/veya ekstra abdominal organ metastazı (inguinal lenf nodu ve abdomen dışı lenf nodu metastazı)

Primer cerrahi sitoredüksiyon: Epitelyal over kanserinde standart tedavi optimal sitoredüktif cerrahi sonrası sitotoksik kemoterapidir. Bu yaklaşımla ilgili herhangi randomize kontrollü bir çalışma bulunmamasına rağmen geniş retrospektif çalışmalarda histolojik konfirme edilmiş tümörle sitotoksik kemoterapiyle tedaviye başlanmaya göre sitotoksik kemoterapi öncesi küçük rezüdü tümörle kemoterapiye başlanması ile daha uzun survival sağlandığı gösterilmiştir. Bu gözlemlerde görülen survival avantajının cerrahi sitoredüksiyondan mı yoksa sitoredüksiyona uygun olan ve olmayan tümörlerdeki malignitelerin biyolojik farklılığından mı kaynaklandığı tam açıklanmamıştır. Biyolojik olarak büyüme paterni agresif olup rezektabilite için uygun olmayan tümörlerde ilaç rezistansı daha sık olabilir. Retrospektif datalara göre “optimal reziduel hastalık postoperatif peritoneal kavitede 1 cm den daha makroskopik rezüdünün kalması olarak tanımlanır.

İnterval Cerrahi Sitoredüksiyon ve Neoadjuvan Kemoterapi: İleri evre over tümörlerinde cerrahi yerinin başka bir şeklidir. Histolojik tanı konfirmasyonu sonrası birkaç kür neoadjuvan kemoterapi sonrası makroskopik tümör rezüdülerinin çıkarılması işlemidir. Literaturde potansiyel faydaları ile ilgili yapılmış bir çalışması vardır fakat başka çalışmalar bunu konfirme etmemiştir. Bir faz 3 çalışmada neoadjuvan kemoterapi sonrası interval sitoredüksiyonun yuksek tümör volümü olan hastalarda morbiditeyi azalttığı survival katkısının olamdığı tespit edilmiştir

HIPEC yöntemide over karsinomu tedavisinde uygulanabilir. Neoadjuvan sistemik kemoterapi sonrası interval debulking cerrahisi sırasında veya rekürren hastalıkda uygulanabilir. Sağ kalım avantajı olmadığı ve yuksek morbiditesi nedneiyle 75 yaş ve üstü hastalar için uygun bir yöntem değildir. Bir çalışmada evre 3c ve 4 over kanseri 87 hastadan 52 sineHIPEC uygulanması ile 1 ve 3 yıllık sağkalımlar HIPEC lehine yuksek bulunmuştur (1 yıllık %66 vs %81 ve 3 yıllık %18 vs %63)

Yuksek risk erken evre hastalarda kemoterapi: Evre 1 epitelyal low grade over tümörlerinde kemoterapi uygulanmasına gerek yoktur. Yuksek gradeli (2 ve 3) hastalarda rekürrens riski daha yuksekdir. Evre 1 A veya 1B hastalar da takip veya taxan/karboplatin kombinasyonu uygulanabilir. Grade 3 olan veya clear cell morfolojisi olan tüm E1A ve 1 B hastalara kemoterapi uygulanmalıdır. Randomize faz 3 çalışmalardan elde edilen verilere göre 5 yıllık mutlak toplam sağkalımda %7-8 fayda sağlamaktadır.

İleri evrede primer kemoterapi: Over tümörlerinde standart tedaviyi belirleyebilmek için son 30 yılda yapılan bir çok geniş katılımlı faz 3 randomize çalışma bulunmaktadır. (Tablo 3)

Tablo 3. Over kanserinde önerilen primer platin bazlı kemoterapi rejimleri

Karboplatin AUC: 5.0-7.5 (1 saat) + paklitaksel 175 mg/m2 3 saat 21 gün x 6 kür

Karboplatin AUC: 6.0 (1 saat) 21 gün x 6 kür birlikte doz dense paklitaksel 80 mg/m2 1 saat hafta

Karboplatin AUC: 5.0-6.0 (1 saat)+ dosetaksel 60-75 mg/m2 (1 saat) 21 gün x 6 kür

Karboplatin AUC: 5.0-6.0 (1 saat) + paklitaksel 175 mg/m2 (3 saat) + bevasizumab 7.5 mg/kg (30-90 dk) 21 günx 6 kür

Karboplatin AUC: 6.0 (1 saat) + paklitaksel 175 mg/m2 (3 saat) 21 gün x 6 kür + bevasizumab 15 mg/kg (30-90 dk) 21 günde bir 22 küre kadar

Platin doz dense uygulaması, yüksek doz sistemik tedavi, 24-96 saatlik uzun paklitaksel infüzyon uygulaması ve ikili kombinasyona 3. Biyolojik ajan eklenmesi ile ek katkı tespit edilememiştir.

JGOG 3016 çalışmasında haftalık paklitaksel/3 haftalık karboplatin uygulaması ile PFS ve OS de klasik 3 haftalık uygulamaya göre artış tespit edilmiştir. MITO 7 faz 3 çalışması da bu veriyi desteklememiştir. MITO 7 da farklı olarak karboplatinde haftalık verilmiştir

GOG-0218 ve ICON 7 çalışmalarında 1. Basamakda bevasizumab eklenmesi ile pozitif sonuçlar elde edilmiştir. NCCN panelistleri evre 2-4 over ve primer peritoneal kanser de bevasizumab eklenmesini önermektedir. Bevasizumabın progresyona kadar idamesi ile PFS katkısı gösterilememiştir.

Düşük volumlu reziduel over kanserinde intraperitoneal (IP) kemoterapi: Anatomik lokasyonunda dolayı rejyonel kemoterapi uygulaması mantıklı bir seçenek gibi görünmektedir. Üç çok merkezli NCI çalışmasında düşük volumlu rezidüel over tümörü olan hastalarda IP sisplatin uygulanması IV uygulamaya PFS ve OS ye karşı üstün olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmalarda düşük volum tanımlaması farklılık göstersede < 1cm tümör olarak kabul edilmektedir.

IP sisplatin uygulaması IV uygulamaya göre daha toksikdir. Bu nedenl karboplatin veya daha düşük uygulamalar ile ilgili çalışmalar devam etmektedir.

İleri evre over kanserinde idame tedavi: İleri evre tümörlerde kemoterapi ile objektif yanıt oranları %70-80lerdedir. Bundan yola çıkarak idame kemoterapi ile daha fazla klinik yanıt elde edilebileceği düşünülmüştür. Antineoplastik ajanların uzun süreli kullanımları ile akut yan etkiler gibi (kusma,kemik iliği supresyonu, mukozit) potansiyel kumulatif yan etkilerinin de (nöropati, kardiyak disfonksiyon sekonder maligniteler) artabileceği iyi bilinmektedir.

Platin bileşikleri: Birkaç çalışmada 10-12 uygulama sisplatin ile sağ kalım avantajı gösterilememiş nöropati ve emezis nedeniyle yaşam kalitesi olumsuz etkilenmiştir.

Taksanlar: Her ne kadar daha önce tedavi edilmiş platin refrakter hastalarda uzamış paklitaksel kullanımı ile sağ kalım olumlu etkisi gösterilmiş olsa da yapılan idame çalışmalarında 6 kür tedavi sonrası paklitaksel idamesi ile sağ kalım avantajı gösterilmemiştir. GOG idame çalışması halen devam etmektedir günümüz pratiğinde idame tedavi standart değildir.

Antianjiojenikler: İleri evre epitelyal over tümörlerinde paklitaksel karboplatin tedavisine bevasizumab eklenmesi ve 10 ay idame verilmesi ile PFS 4 ay kadar uzatılmıştır.

Pazopanib VEGF 1,2,3 PDGF α/β, ve c-kit hedefli multi-reseptör TKIdır. Bu ajan ile ileri evre over tümörlerinde idame ile PFSde artış saptanmıştır. (17,9 ay-12,3 ay)

Over kanserinde ikinci basamak kemoterapi

İleri evre over tümörü hastalarının büyük bir kısmı birden cok basamak kemoterapi ihtiyacı duymaktadır. İkinci basamak kemoterapiler ile hastalarda sağkalım uzamakta, semptom kontrolu sağlamaktadır. Hastalık rekürrensi olan hastalar bir çok seri kemoterapi aldığı için toksisite etkisi dikkate alınarak tedavi rejimi seçilmelidir. Mesela 1. Basamak tedavide periferal sensoriyel nöropati geliştiren hastada nöropatik ajanlardan kaçınılmalıdır.

Over kanserinde platin duyarlılığı: Daha önce platin tedavisine cevap veren over kanser hastaları ikinci veya üçüncü defa sisplatin eklenmesinde fayda görebilirler. Görülen fayda son sisplatin tedavisi ile progresyon zamanına kadar geçen süreye göre değişiklik gösterir. Mesela platinsiz periyodu 6-12 ay olan hastaların %20-30u reinduksiyon tedavisine yanıt verirken 18*24 ay periyodu olan hastalarda bu oran %60lara çıkmaktadır. Platin tedavisine yanıt vermeyen veya 6 aydan önce nüks eden hastalar platin rezistans ve 6 ay platin tedavisi almayan hastalar platin sensitif hastalık olarak adlandırılır (tablo 4).

Tablo 4. Platin yanıtı tanımlamaları

Platin-sensitif tumor

Başlangıç platin tedavisine yanıt en az 6 ay platin tedavisi almamış olamk

Platin-rezistan tumor

Başlangıç platin tedavisine yanıt vermiş 6 ay içinde nuks etmiş hastalık

Platin-refrakter tumor

Platin tedavisine yanıt olmaması

Platin sensitif over kanseri tedavi

Platin sensitif hastalıkda verilebilecek kemoterapi rejimleri ile yapılan faz 3 çalışmalar Tablo 5 de özetlenmiştir.

Tablo 5. Platin sensitif hastalıkda tedavi ile ilgili faz 3 çalışmalar

Rejim

median PFS ay

Median OS ay

Platin/ paklitaksel vs platinsiz paklitaksel [ Parmar 2003 ]

12 vs 9
(P = .0004; HR: 0.76)

29 vs 24
(P = .02; HR: 0.82)

Karboplatin + gemsitabin vs karboplatin [ Pfisterer 2006 ]

8.6 vs 5.8
(P = .003; HR: 0.72)

18.0 vs 17.3
(P = .74; HR: 0.96)

Karboplatin + doxorubicin liposomal vs karboplatin + paklitaxel [ref: Pujade Lauraine 2010]

11.3 vs 9.4
(P = .005; HR: 0.82)

(Data not yet available)

Gemsitabin + karboplatin + bevasizumab vs gemsitabin + karboplatin [ Aghajanian 2012 ]

12.4 vs 8.4
(P < .0001; HR: 0.48)

(Data not yet available)

OCEANS çalışması: antianjiojenik ajanların relaps hastalarda kullanıldığı ilk çalışmadır. Bu çift kör plasebo kontrollu çalışmada platin sensitif hastalar gemsitabin+karboplatin ile +/- bevasizumab progresyona kadar randomize edilmiştir. Bevasizumab eklenmesi ile PFS 4 ay uzamıştır (79.5% vs 57.4%; P < .0001).

Platin rezistan over tümöründe tedavi:

Faz 2 ve faz 3 çalışmalar ile birçok ajanın platin rezistan over hastalarında etkinliği gösterilmiştir (Tablo 6). Objektif yanıt oranları %10-20 arasında değişmektedir.

Tablo 6. Platin rezitans over tümörlerinde tekli kemoterapiler (>%10 yanıt oranı)

Bevasizumab

AURELIA çalışması : Faz 3 III çalışmadır, bu çalışmada bevasizumabın farklı kemoterapi rejimlerine eklenmesi ile daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Kemoterapi kolundaki 3,4 aylık PFS, bevasizumab ile 6,7 aya çıkmıştır (HR: 0.47; 95% CI: 0.38-0.60; P < .001). Toksisitelerin kombinasyon kolunda arttığı görülmüştür. Özellikle bevasizumab eklenen hastalarda intestinal perforasyon riskinin arttığı tespit edilmiştir.

PARP inhibitörleri

Poly (ADP-ribose) polymeraz (PARP) DNA hasarı tamirinde kritik görevi olan bir enzim grubudur. PARP 1 ve PARP 2 özellikle BRCA mutasyon ilişkili bazı tümörlerde over eksprese edilirler. Özellikle BRCA1 ve BRCA 2 ilişkili rekürren over tümörlerinde bu ajanlar ile çok etkileyici yanıt oranları elde edilmektedir.

Olaparib; 3 veya daha fazla basamak kemoterapi almış BRCA mutant over tümörlerinde etkinliği gösterildikten sonra FDA onayı alan ilk PARP inhibitörüdür. EMA tarafından platin sensitif BRCA mutant over kanserlerinde monoterapi ile idamesi önerilmektedir. Olaparib ve cediranib erken faz kombinasyon çalışmaları devam etmektedir. Başka PARP inhibitörleri (rucaparib, talazoparib, veliprib çaılşmaları devam etmektedir).

Trebananib (AMG386) nonvaskuler endotelyal growth faktör antianjiopoietin ajandır. Anjiopoietin 1 ve 2 nin Tie 2 reseptörüne bağlanmasını inhibe eder.

TRINOVA-1 çalışması: faz 3 çif kör çalışmada rekürren over karsinomunda trebananib in paklitakselle kombinasyonu paklitaksel tek ajanla karşılaştırılmıştır. Toplam sağ kalım trabananib kolunda yuksek bulunmuştur (7.2 vs 5.4 ay; HR: 0.66; 95% CI: 0.57-0.77; P < .0001).

Sediranib oral tirozin kinaz inhibitörü olan bir ajandır.

ICON çalışması: Sediranibin paklitaksel-karboplatine eklenmesi ile toplam sağkalımda 3 ay uzama tespit edilmiştir.

over kanserinde İmmünoterapİ

Günümüzde over kanserinde kullanılan immünoterapiler 5 ayrı kategoride sınıflandırılabilir. Monoklonal antikorlar, immün kontrol noktası inhibitörleri ve immün modülatorler, terapotik aşılar, adoptif T hücre transferi ve onkolitik virusler.

Bu tedavilerin hepsinin erken faz çalışmaları halen devam etmektedir.

Monoklonal antikorlar

DNIB0600A , faz 1 ve 2 çalışması devam ediyor MMAE antimitotik ajana bağlanarak etki eder. Platin rezistan over kanserinde çalışması devam etmektedir ( NCT01991210).

Demcizumab (OMP-21M18) , faz 1b ve 2 çalışması devam etmektedir. Delta like ligand 4 (DLL4) hedefli bir monoklonal antikordur. DLL4 Notch sinyal yolağı önemli bir altivatörüdür bu yolak kanser kök hücresi ve kanserde çok önemli bir role sahiptir. Platin rezistan over tümörü primer peritoneal fallopian tüpde çalışması devam etmektedir ( NCT01952249).

Motolimod (VTX-2337):Toll-lik reseptör 8 aganostidir (TLR8). Myeloid dendritil hücreler monosit ve natural kille gibi innate immün sistemi aktive eder. [ Muccioli 2014 ] . ilk çalışmalarında lipozomal doksorubisin ile birlikte kulanımı ile tümör büyümsinde ciddi gerileme ve tümör infiltre T lenfositlerde artma gözlenmiştir. Faz II 2 tane çalışması hasta alımını durdurmuş ve hasta takipleri devam etmektedir (Clinical Trial: NCT01666444) (Clinical Trial: NCT01294293)

İmmün kontrol noktası inhibitörleri ve immün modülatorler

Ipilimumab (Yervoy®), halen faz 2 over kanseri çalışması devam etmektedir ( NCT01611558).

Terapotik aşılar

Bilim adamları over kanseri ilişkili antijenler tespit etmiştir. Bu antijenler kanser hücre yüzeyi veya içinde bulunup immün yanıtı etkilerler ve immün atak için bir hedef oluştururlar. Bunlar bazı kanser testis antijenleridir (sadece kanser hücreleri ve testisde çok nadiren plasentada prezente edilen antijenler). Örneğin NY-ESO-1 çok yoğun araştırmaların yapıldığı bir hedeftir over kanserlerinin %43 ünde eksprese edildiği tespit edilmiştir.

FANG aşısı: Bevasizumab ile kombinasyonu rekürren refrakter over kanserinde faz 1 calıçması devam etmekte ( NCT01551745).

TroVax® (MVA-5T4), faz 2 çalışması devam etmekte. 5T4 antijeni hedeflenmektedir. Relpased asemptomatik ove rkanseri çalışması devam etmektedir ( NCT01556841).

Adoptif T hücre transferi

NY-ESO-1 tanıyan genetik mühendislikle oluşturulmuş beyaz küreler le yapılan faz 2 çalışmada evre 4 refrakter over tümöründe çaışılmaktadır ( NCT01697527 ).(3) İkibin on üçde yapılan bir çalışmada NY-ESO-1 antijeni kullanılarak yapılan bir çalışmada 10 hastadan 6 sında stabil veya parsiyel yanıt gösterilmiştir(4)

Oncolytic Viruses

Onkolitik virusler ile virusler modifiye edilerek kanser hücresi kendikendine yıkıma gider ve immün respons yaratılır.

Kızamık virüsü ile ve herpes smpleks virüsü ile yürüyen çalışmalar devam etmektedir ( NCT02068794) (NCT01997190 ).

KAYNAKLAR:

1. Jemal A, Bray F, Center MM, et al. Global cancer statistics. CA Cancer J Clin 2011; 61:69

2. Lacey JV, Sherman ME. Ovarian neoplasia. In: Robboys Pathology of the Female Reproductive Tract, 2nd ed., Robboy SL, Mutter GL, Prat J, et al.. (Eds), Churchill Livingstone Elsevier, Oxford 2009. p.601

3. Pennington KP, Swisher EM. Hereditary ovarian cancer: beyond the usual suspects. Gynecol Oncol 2012; 124:347

4. Menon U, Gentry-Maharaj A, Hallett R, et al. Sensitivity and specificity of multimodal and ultrasound screening for ovarian cancer, and stage distribution of detected cancers: results of the prevalence screen of the UK Collaborative Trial of Ovarian Cancer Screening (UKCTOCS). Lancet Oncol 2009; 10:327

5. Bristow RE, Tomacruz RS, Armstrong DK, et al. Survival effect of maximal cytoreductive surgery for advanced ovarian carcinoma during the platinum era: a meta-analysis. J Clin Oncol 2002; 20:1248

6. van der Burg ME, van Lent M, Buyse M, et al. The effect of debulking surgery after induction chemotherapy on the prognosis in advanced epithelial ovarian cancer. Gynecological Cancer Cooperative Group of the European Organization for Research and Treatment of Cancer. N Engl J Med 1995; 332:629

7. Markman M, Rothman R, Hakes T, et al. Second-line platinum therapy in patients with ovarian cancer previously treated with cisplatin. J Clin Oncol 1991; 9:389

8. Odunsi K, Matsuzaki J, Karbach J, Neumann A, Mhawech-Fauceglia P, Miller A, Beck A, Morrison CD, Ritter G, Godoy H, Lele S, duPont N, Edwards R, Shrikant P, Old LJ, Gnjatic S, Jäger E. Efficacy of vaccination with recombinant vaccinia and fowlpox vectors expressing NY-ESO-1 antigen in ovarian cancer and melanoma patients. Proc Natl Acad Sci U S A 2012 Apr 10;109(15):5797-802. PMID: 22454499

9. Sabbatini P, Tsuji T, Ferran L, Ritter E, Sedrak C, Tuballes K, Jungbluth AA, Ritter G, Aghajanian C, Bell-McGuinn K, Hensley ML, Konner J, Tew W, Spriggs DR, Hoffman EW, Venhaus R, Pan L, Salazar AM, Diefenbach CM, Old LJ, Gnjatic S. Phase I trial of overlapping long peptides from a tumor self-antigen and poly-ICLC shows rapid induction of integrated immune response in ovarian cancer patients. Clin Cancer Res 2012 Dec 1;18(23):6497-508. PMID: 23032745

10. Odunsi K, Matsuzaki J, James SR, Mhawech-Fauceglia P, Tsuji T, Miller A, Zhang W, Akers SN, Griffiths EA, Miliotto A, Beck A, Batt CA, Ritter G, Lele A, Gnjatic S, and Karp AR. Epigenetic potentiation of NY-ESO-1 vaccine therapy in human ovarian cancer. Cancer Immunol Res. 2013;2(1):1-13.